SRC eğitimlerinin en teknik ama bir o kadar da hayati konularından biri kuşkusuz harita okuma bilgisidir. Direksiyon başındayken veya bir adresi bulmaya çalışırken haritayı sadece bir kağıt parçası değil, yaşayan bir rehber gibi görebilmek işinizi inanılmaz kolaylaştırır. Peki, bu “harita dili” bize aslında ne anlatıyor? Gelin, sıkıcı tanımlardan uzaklaşıp işin mantığına bakalım.
Aslında harita dediğimiz şey, koca dünyayı belli bir ölçekle küçültüp tepeden bakıyormuşuz gibi önümüze seren bir çizimdir. Eğer bu çizimde bir ölçek yoksa, yani kabataslak bir tarif yapılıyorsa ona “kroki” diyoruz; hani birine yol tarif ederken kağıdın köşesine çiziverdiğimiz o basit şekiller gibi.
Haritayı önünüze aldığınızda yönünüzü kaybetmemeniz için altın bir kural vardır: Üst taraf her zaman kuzeyi, alt taraf güneyi, sağ taraf doğuyu ve sol taraf da batıyı gösterir. Eğer uluslararası bir haritaya bakıyorsanız Kuzey için N, Güney için S, Doğu için E ve Batı için W harflerini görürsünüz. Bizim yerel haritalarımızda ise zaten bildiğimiz K, G, D, B harfleri yer alır.
Renkler ise haritanın alfabesidir. Örneğin, fiziki bir haritaya baktığınızda yeşil renk gördüğünüz yerleri orman sanmayın; yeşil aslında deniz seviyesine yakın, alçak yerleri (0-500 metre) temsil eder. Yükseklik arttıkça renk sarıya, sonra kahverengiye, en yüksek zirvelerde ise koyu kahverengiye döner. Karayolu haritalarında ise durum biraz farklıdır: Mavi suları, yeşil doğayı, kırmızı ise ana yolları ve yerleşim yerlerini simgeler.
Son olarak, haritaların sağ alt veya üst köşesinde “lejant” dediğimiz küçük bir tablo olur. Burası haritanın sözlüğüdür; hangi işaretin ne anlama geldiğini oradan kontrol edebilirsiniz. Unutmayın, iyi bir sürücü sadece yolu değil, elindeki haritayı da doğru okuyan kişidir.






